İDEAL DEVLET PANELİ

İDEAL DEVLET PANEL PROGRAMI


  

“İdeal Devlet” konulu panelimizi Doğu Batı Topluluğumuz ve İlim Yayma Cemiyeti işbirliğinde, Galatasaray Üniversitesi Medeniyet Kulübü öğrencilerinin de katılımıyla gerçekleştirdik.

 


        Panelimize Rektörümüz Prof. Dr. Yücel Acer, Topluluk Danışmanımız Doç. Dr. Nimetullah Akın ile akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Okulumuzun mezunlarından Yusuf Noyan’ın Kur’an’ı Kerim Tilavetiyle başlayan programımızın açılışında konuşan Topluluk Başkanımız Ebubekir Akın, Doğu Batı Topluluğunun, kuruluşundan bu yana farklı medeniyet ve düşünceleri daha yakından tanımak için birçok faaliyette bulunduğunu belirtti. Galatasaray Üniversitesi Medeniyet Kulübü başkanı Emirhan Havan da yaptığı konuşmasında “Galatasaray Üniversitesi olarak farklı üniversitelerle yaptığımız etkinlikler, bizlere büyük değer katmaktadır. Bu vesileyle bizleri burada ağırlayan ÇOMÜ Doğu Batı Topluluğuna ve Rektör Prof. Dr. Yücel Acer’e teşekkür ederim. Bir bilginin etkili olmasının tek yolu onun konuşulmasıdır” dedi. Konuşmaların ardından Moderatörlüğünü ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Yücel Acer’in yaptığı, ÇOMÜ ve GSÜ Öğrencilerin anlatımıyla yapılan “İdeal Devlet” konulu panelimizi gerçekleştirdik.

 


 

-M.Emirhan HAVAN(GSÜ/Hukuk)
“Antik İdeal Anlayışı Üzerinden Modern Devletleri Anlamak” adlı konusunu kısaca şöyle özetledi; “Elbette anayasalar sayesinde modern devletlerde yaşayan yurttaşlar birçok hak sahibi olmuşlardır ve anayasa sayesinde sürdürülebilir ve güvenli bir hukuk sistemi elde edilebilmiştir.

Ancak karşı çıktığımız bu sistemin, teknolojik gelişmelerin ve diğer kurumsal sürüklenmelerin yol açtığı form değişiklikleri haricinde lanetlediği ve barbar gördüğü çoğu sistemle arasında paradigmal bir fark bulunmamasıdır. Çünkü antik toplumlarda putların ya da totemlerin üstlendiği kurucu ve yasa koyucu bütün fonksiyonları bugün anayasalar üstlenmiş bulunmaktadır. Kısaca geldiğimiz nokta bizim açımızdan şöyle gözükmektedir Tanrıdan arındırılmış anayasalar, antik manada toplumlarının yeni Tanrıları olmuşlardır. Bu cümleyi vurucu yapan da tam olarak  din dediğimiz kavramın bundan bin yıl önceki anlamı ile bugünkü anlamının tamamen farklı olması, daha doğrusu bugünkü anlamının daha dar olmasıdır. Dolayısı ile bu din kavramını antik fonksiyonu ile ele aldığımızda antik toplumların totemlerinden beklentileri ile bizim bugün anayasalarımızdan beklentilerimizin çok farklı olmadığını görürüz. Bu bugünkü anayasaların iyi veya kötü olmasından bağımsız bir tartışmadır. Ortaya çıkan sonuç daha çok sosyal sözleşmeci kuramın felsefesinin çelişkili yapısı ile ilgilidir. Çünkü sosyal sözleşmeciler toplumun kurucu unsurlarını tanrıdan arındırma iddiasında bulunmuşlar ama aslında toplumların kurucu unsurlarına kendi tanrılarını empoze etmişlerdir.”  


 

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı 10-1-1024x497.jpg

-Mevlüde TAŞAR(ÇOMÜ/İlahiyat)
“İdeal Devlet Anlayışı-Pragmatist Devlet Anlayışı” adlı konuşmasında şunlardan bahsetti; “Adil bir devlet ve toplum düzeninin belirli ilkeler üzerine bina edilmesi şaşırılacak bir durum değil. Dikkat edici olan husus bunun ”erdemli siyaset” olarak formüle edilmesidir. Bu; devlet, toplum, ve siyaset kurumlarının meşrutiyet ilkesinin, onların dışındaki bir kaynaktan devşirilmesi fikrini içerir. Siyaset, ancak daha yüksek bir atıf çerçevesine dayandığı zaman adalet  ve düzen üreten bir eylem haline gelir. Siyaseti erdemli bir faaliyet haline getiren de bu ilkedir.”

 


 

-Harun KÖKSAL (GSÜ/Siyasal Bilgiler)
“Türkiye Cumhuriyeti’nin Kuruluşunda Devlet Felsefesinin Yeri” adlı konuşmasında şöyle dedi; “I.Dünya Savaşı’nda Osmanlı Devleti’nin mağlup olup yıkılmış ve takip eden süreçte sabık devletten farklı bir siyasi irade çıkaran Türk milleti İstiklal Mücadelesini vermiş ve Türkiye Cumhuriyeti Devletini kurmuştur. Tarihten örnekler ve olaylar üzerinden incelediğimiz Türk Devlet felsefesinin; nizamcılık, vatan, egemenlik, millet, istiklal/özgürlük, teşkilatlanmacılık gibi başlıkları tarihi süreklilik içerisinde Kurtuluş savaşı döneminde mandaterliğin ve himayeciliğin toplum, asker ve siyasetçiler tarafından kesin bir dille reddedilmesinde yol gösterici bir rol oynamıştır.”

 


 

-Sefa SARIKOÇ (ÇOMÜ/Eğitim)
“Eğitim ve İdeal Devlet İlişkisi” konusunu incelerken şunlardan bahsetti; “İdeale uzanan eğitim, eğitimi doğrudan ve dolaylı olarak sürecin içerisinde bizler tarafından verilmesi, okulun ve eğitimin alt tanımı olan; ruhsuz, duygusuz, sevgisiz ve zorunlu saygı ile samimiyetsiz ilişkilerin olduğu ortamlardan uzaklaştırır. Bunun için gayret gösteren eğitimciler de var ki onlar bu süreci samimi, heyecan dolu, gönüllü ilişkilere dayalı, sevgi ve saygının içtenlikle olduğu nezaketli ortamlar haline getiriyorlar. İdeal olan açısından bakınca olması gereken de zaten buydu. Ancak değerlerden ve sevgiden uzaklaşınca, en iyi olmak için eğitimi sadece basamak bilen insanların dünyasında, İdeal olanı tanımlamaya çalışan insanlar haline geldik.Tüm değerleri bir kenara koyup, en iyisi olmaya çalışan insanların dünyasından İdeal bir Devlet anlayışının çıkması mümkün değildir. Bu durum ancak bunu gerçekleştirmek isteyen insanların kendilerine bunu ifa edilecek bir görev olarak görmesi ile mümkün olabilir.”

 


 

-Taha Furkan ÖZDEN(GSÜ/İktisat)
“Ekonomik Kriz-Devlet-Ekonomik Sistem Anlayışları” başlıklarına kısaca şöyle değindi; “İdeal devlet vaad edilenlerin dışında ekonomik yapısında şuna odaklanmalı “adalet”. Eşitlik adalet demek değildir ekonomik literaturde keza fayda da aynı şekilde. Ekonomik adalette özel mülkiyet meşrudur. Komunizmin devletten beklediği şekilde özel mülkiyete son vermemeli ideal devlet. İnsanları tamamen “piyasa” mefhumunun doğal seçilimine bırakmamalı ideal devlet. Piyasa tamamen karına odaklanabilir belki ama ideal devlet kara değil şirketin temasta olduğu her kişi ve kurumla arasındaki iktisadi adaleti sağlamalı. İşçinin emeğinin karşılığı adil olarak almasını sağlamalı. Vahşi kapitalizmin yaptığı kar denklerime bırakmamalı bütün işleyişi.”

 


 

-Gözde EROĞLU(ÇOMÜ/Tıp)
“Şifacı Devletlerin İdeal Devlet Anlayışı” başlığında şunlara değindi; “Bugün sağlığı etkileyen faktörler arasında şunlar sayılıyor;
%10 Sosyal koşullar
%8 Tıbbi koşullar
%7 İklimsel koşullar
%15 Kalıtsal koşullar
%60 Yaşam tarzı
Yaşam tarzı denilen bölüm ruhun yönetilememesinden kaynaklı problemlerdir.Bugün modern tıp çok ilerledi ve her gün insan bedeniyle ilgili yeni bilgilere ulaşılıyor,yeni tedavi yolları geliştiriliyor.Ama hastalıklar azalmadı sadece şekil değiştirdiler.Eski çağlarda insanlar daha çok salgın hastalıklarla uğraşıyorlardı.Günümüzde hepsinin temelinde ruhsal bozukluklar yatan tansiyon,şeker,kalp hastalıkları,romatizmalar var.Ve tabi çok çok çeşitli ruh ve sinir hastalıkları türemiş durumda.bu da insanların bir çeşit ruhsal çıkmazlara girdiğini gösteriyor.
Yani sağlıklı bir beden için sağlıklı bir ruha da ihtiyacımız var.Platonun da değişiyle salt beden sağlığı ruhu iyileştirmez ama bütün bölümleri uyumlu salim bir ruh kendi selametiyle bedeni olabildiği kadar iyileştirebilir.”

 


 

Panelimizin tamamına buradan ulaşabilirsiniz…

 


 

Panelin ardından Rektörümüz tüm konuşmacılara hediyelerini takdim etti, konuşmacıların hediye takdiminden sonra Doğu Batı Topluluğu başkanı ve Medeniyet Kulübü başkanı Rektörümüze hediyelerini takdim etti. Böylelikle bir programın daha sonuna gelmiş olduk. Katılımlarından dolayı herkese teşekkür ederiz. Bir başka programda görüşmek üzere.