Günümüz Ortadoğu Coğrafyasında Selefi Hareketleri

Prof. Dr. Mehmet Dalkılıç


Eş’arilik ve Maturidilik kurulana kadar Sünni Müslümanlar itikadi yönden Selefiyye kabul edilirdi. Selefilik, kıyas ve rey gibi metodlara itibar etmeyen bir anlayışa sahiptir.

Hanbeliliğin kurucusu Ahmed b. Hanbel ile ilk devresini yaşayan Selefilik, İbni Temiyye ile ikinci aşamasını geçirdi. Üçüncü kuşağın öncüsü 18. y.y. başında doğmuş olan Muhammed bin Abdulvahhab’dır.

Selefiyye terimi, zamanımızda çoğunlukla Hanbeli ekolünden Muhammed bin Abdulvahab’ın öğretilerini benimseyen Vahhabilik olarak tanımlanan anlayışa mensup kişileri tanımlamak için kullanılmaktadır.


Bugün özellikle Suriye’deki “cihadcı” gruplara baktığımızda Selefi ve Vahhabi ekolün içinden gelseler de bu ekolün temel öğretileri ötesinde bir anlayışla karşı karşıya olduğumuzu görürüz. İslami anlayış ve mücadele mantaliteleri geçmişteki “Harici”lere daha çok benzemektedir.

Burada asıl dikkat çekmek istediğim husus bu “Harici” mantalitenin sadece Suriye, Irak topraklarını tehdit etmekle kalmadığı tüm İslam Ümmeti içersinde büyük bir fitne ateşi yaktığıdır. Ve ne yazık ki biz farkında olmasak da IŞİD’çi, El Kaide’ci, ”harici” mantık bizim ülkemizde de gençlerimizi bir bir ele geçirmekte, bu ekol sinsi bir şekilde topraklarımızda örgütlenmektedir. Daha da kötüsü Türkiye’deki mezhepçi klikler bu yangına farkına varmadan odun taşımaya devam etmekte ısrarcı görünüyorlar.