Geleceği Tasarlamak

Mehmed Mücahid Demir


Üniversiteden mezun olur olmaz gençler kendilerini büyük bir boşlukta bulabiliyor. Peki üniversite kapısından çıktığımızda bizi iş hayatında neler bekliyor?


Çoğumuzun mevcut olan yöntemleri ve değerleri kullanarak düşünme, hareket etme ve öğrenme yoluyla kendini geleceğe hazırlayabileceğini düşünmesine rağmen, özellikle günümüzün hızla değişen dünyasında bu düşünce, gerçekten çok uzaktır. Yeni doğan bir bebek, kendi tasarladığı bir dünyaya doğmuyor. Her yeni nesil, önceki nesillerin değerlerini, başarılarını, umutlarını ve başarısızlıklarını miras olarak alıyor. Ve yine aynı şekilde bu önceki nesillerin verdiği kararların sonuçlarını da miras olarak almış oluyor. İnsan varlığının yüz binlerce yıllık sürecinde teknolojinin çok basit olduğu, hatta hiç ortada olmadığı dönemlerde, bu durumun insan hayatı ve Dünya üzerindeki etkisi çok küçük olmuş olabilir. Her yeni avcı ve toplayıcı nesli ile onlardan sonra çiftçilik ve hayvancılıkla uğraşanların yeni nesli, yaşamlarını sürdürmelerine yardımcı olması için kendi kullandıkları aletleri sonraki nesillere devretmiştir. Bir jenerasyondan diğerine geçerken meydana gelen değişim, fark edilemeyecek kadar yavaş olmuştur. O günlerde bilim ve aletlerin işleyişi hakkında çok az bilgi vardı ve açıklamalar bilimsel değildi. En ufak değişimin birkaç saniyede milyonlarca insanı etkileyebileceği günümüz dünyasında, durum bundan çok daha farklıdır. Bugün doğan bir çocuk, bırakın yüzyıllar öncesini, ebeveynlerinin jenerasyonundan dahi çok daha farklı bir dünyaya doğuyor. Önceki nesiller, bugünün insanlarına bıraktıkları fırsatların yanı sıra, sömürme, işgal ve büyük sorunlar yaratan alakasız değerlerden oluşan bir mirası da bırakmıştır. İnsanların yaşam standartlarını yükselten her bir gelişme, iyi de olsa, kötü de olsa, bilimsel prensiplerin uygulanmasıyla meydana gelmiştir. Toplum üyelerine hak ve ayrıcalıklar tanıyan önemli belgeler ve beyannameler yayınlanmış, ama insanoğlunun gelişiminin veya yıkımının temelinde yatan, daima bilim olmuştur. Geçmiş jenerasyonlar için geleceği mevcut zamanın ötesinde yönlendirmek imkansız olmuştur, ve gelecekle ilgili öngörüler, bilimsel olmayan yöntemlere dayanmıştır. Peygamberler ve bilgeler, rüyalara, halüsinasyonlara, dini coşkuya, hayvan parçalarının kutsallaştırılmasına, kristal kürelere ve benzeri şeylere dayalı olarak geleceği tasvir etmiştir. Bazıları bilmiştir de, ancak bu doğaüstü güçlerden ziyade, şansla meydana gelmiştir.


Gelecek öyle kendi kendine meydana gelmez. Depremler gibi doğal olaylar haricinde insanların çabalarıyla meydana gelir ve insanların ne kadar bilinçli olduğuna göre şekillenir. Siz de kendinize “Ben nasıl bir dünyada yaşamak istiyorum?” ve “Demokrasinin benim için anlamı ne?” gibi soruları sorarak, yarının dünyasını şekillendirmede bir rol oynayabilirsiniz. Bugün söz konusu olan düzen seçeneklerinden çok daha fazlası gelecek için mümkün.